Kayıtlar

Mayıs, 2026 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Şairin İdeolojik Sefaleti (2)

Resim
Barbarları Beklerken: Hem devletin resmî ideolojisini sahiplenip hem de Kaypakkaya anılabilir mi? Şiir, şair ve politik merhale açısından şairlerin ideolojik sefaleti hakkında ne düşünüyorsun? Soruyu biraz daha genişletelim. Hem Sinan Cemgil'i anıp hem de 23 Nisan güzellemesi yapılabilir mi? Ayrıca sol gelenek içinde kendini gösterip ama sağ tandanslı dergilerle, yayınevleri ve devlet ricalı almış yayınlarla ilişki kuran ve onların işbirlikçisi oportünist şairler hakkında fikrin nedir? Onur Akyıl: Bunu cevaplamak için öncelikli gereken şey öfkemizi geriye çekmek, çünkü şair nasıl davranmalı, neye taraf olmalı meselesinde söyleyeceklerimiz nihayetinde bizim bakışımız; doğruluğu, gerçekliği hatta hakikate evrilen sürekliliği bizim açımızdan tartışma götürmese de başkaları için anlamsızlıkla rahatlıkla buluşabilir. Böyle olduğunda da ister istemez yargılarımız boşa düşer. Gelelim Kaypakkaya’ya; Kaypakkaya bilindiği üzere dönem gençliği içinde ortaya koyduğu tahlillerle çelişkiden mümk...

Gündelik Yaşamın Yaratımı Üzerine Deneyler Yapmak/Anthony Hayes

Resim
Çeviri: Kadife  Aşağıdaki denemeyi Suddenly Curving Space Time: Australian Experimental Poetry 1995–2015[1] başlıklı derleme için kaleme aldım. Bu metinde, belki fazlasıyla kısa ve sert bir biçimde, 20. yüzyılda avangard ve deneysel sanatın radikal seyrini, günümüzde “avangard” ve “deneysel” olarak pazarlanan ama aslında sanat piyasalarının ve kafeterya muhabbetlerinin sinik ortamına eklemlenmiş şeylere karşı kabaca özetlemeye çalıştım. Bugün aynı metni yazacak olsam, ilk dönem sürrealistlere karşı daha bağışlayıcı bir tutum takınırdım. Guy Debord’un, özellikle de André Breton’un bilinçdışı arzunun irrasyonelliğini insan yaratıcılığının gerçek kaynağı olarak fetişleştirmesine yönelik eleştirisine[2] katılmakla birlikte, yine de sürrealistlerin—özellikle de Breton’un—sürrealist deneyin sürekliliğini, yani bilinç biçimlerine ve gündelik pratiklere ilişkin araştırmayı, kolayca metalaştırılabilecek sanat nesnelerine (özellikle günümüzde “sürrealizm” ile özdeşleşmiş resimsel stillere) i...

Eleştiri Türleri–Şiir Eleştirisi Mümkün mü?/Dilek Değerli

Resim
        Eleştiri, ‘yargılama ve ayırt etme’ anlamlarını dile getiren Yunanca ‘kritike’ deyiminden türemiştir. Bir yapıtı eleştirmek, sözlükte bir edebiyat veya sanat yapıtını her yönüyle değerlendirerek anlaşılmasını sağlamak amacıyla yazılan yazı türü olarak açıklanır. Bu tanımdaki “anlaşılmasını sağlamak” kısmına katılmıyorum. Bir edebiyat yapıtını herkesin aynı şekilde mi anlaması gerekir? Bir yapıt onu okuyanların farklı algılamalarıyla çoğalır. Hele ki o yapıt bir şiir kitabıysa. O yapıtı okuyup eleştiri yazısı yazan eleştirmen de kendi bakış açısıyla, birikimiyle anlamlandırır. Tahsin Yücel’e göre; “Eleştirinin yargılaması her şeyden önce bir anlamlandırma, bir açıklama, bir değerlendirme çabasıdır. Bu nedenle, çabanın genellikle hem bir okuma hem de bir yazma edimini içerdiği göz önüne alınınca, eleştiri, çok daha yalın ve yansız biçimde, ‘bir okuma deneyiminin aktarılması’ biçiminde de tanımlanabilir.” (1)  Roland Barthes, eleştirinin sonuçlar tablosu ya...

Portre-Eren Burhan

Resim
   * Kaldırımda anne diye ağladığın yaşta gelir mi aklına sümüklü böcek? Bu cümle fazlasıyla şiirsel olduğundan sonrasını yazmakta epey bir zorlandım. Şiirsel gidebilirdi pekâlâ ama bir öykü yazmak istediğim için birkaç gün bekledim. Günler, haftalar, aylar, yıllar, asırlar geçti sanki. Sen olsan yavşak ağzınla bir şeyler yazardın hemen. Metnin artık olmayacağına karar vermek üzereydim ki, başvurduğum ‘’kalbinde fazladan dört kapakçık bulunanlar ‘’ derneğinden bir geri dönüş maili geldi. ‘’Çok değerli sayın hasta, derneğimizde gönüllük esasına bağlı kalarak bulunan Sayın hasta bakıcı Greyfurt Dilimi Ş. ilham ve dayanıklılık potansiyelinizi arttırmak ve öykünüzde yaşadığınız tıkanıklığı açmak için sizinle Rafine zevkler meridyeninde buluşmak istiyor.’’ Greyfurt kalbe iyi gelir sanırım diye düşünüp ‘’olur’’ diye yanıtladım maili. Sonra kalbe nelerin iyi geleceği hakkında bir merak düştü aklıma ve buluşma gününe dek bu konu hakkında araştırma yapmaya karar verdim. Buluşmanın ta...

Şairin İdeolojik Sefaleti (1)

Resim
Barbarları Beklerken: Hem devletin resmî ideolojisini sahiplenip hem de Kaypakkaya anılabilir mi? Şiir, şair ve politik merhale açısından şairlerin ideolojik sefaleti hakkında ne düşünüyorsun? Soruyu biraz daha genişletelim. Hem Sinan Cemgil'i anıp hem de 23 Nisan güzellemesi yapılabilir mi? Ayrıca sol gelenek içinde kendini gösterip ama sağ tandanslı dergilerle, yayınevleri ve devlet ricalı almış yayınlarla ilişki kuran ve onların işbirlikçisi oportünist şairler hakkında fikrin nedir? Önder Karataş: Resmî ideoloji, salt şairlerin sırtına yıkılacak bir yük olmasa da; dönüp dolaşıp, şairin “şiir öncesi” varlığına geliyoruz.  Şair ve şiir, memleketin sınıfları içerisinde çoğunlukla “aklı evvel” bir yerde durur.  Daha ilk çağlarda, büyücülerin sözcükleri “şair ve şiir” kavramının öncülü gibi görünse de işin aslı öyle değildir. Tabii ki, günün aslı “tarih öncesi” varsayımlar ve söylentiler üzerinden anlaşılamaz. Tarih, gün ve geleceği kronolojik olmayan düzlemde anlamanın “tarihse...

Kızıl Mayıs Tezleri/Jasper Bernes

Resim
Çeviri: Tahsin Aladağ  Paris Komünü ve 20. yüzyıl işçi konseyleri örneklerinden yola çıkan Bernes —ki bunlar “20. yüzyılda komünist hareketin tek yeni icadı”dır— bu hareketlerin başarılarını ve başarısızlıklarını, hem soyut hem pratik bir komünizm tanımına dönüştürür. Yazı, devrimin niteliklerini sıralayarak başlasa da, komünizmin kendisinin ana hatlarını çizerek sona eriyor: ortak kullanım için ortak üretim, herkesin erişimine açık ve herkese hesap verebilir, şeffaf ve yönetilebilir mekanizmalarla planlanan üretim. 1-Devrimin ilk koşulu, baskıcı devletin —ordu ve polis, yargı ve cezaevleri— yıkılmasıdır. Diğer tüm koşullar bu ilk koşula bağlıdır: Devrim yoluyla servetin toplumsallaştırılması, ancak baskıcı aygıtın işlevinin durdurulduğu ölçüde gerçekleşebilir. Ayaklanmalardaki yağmacılardan ortak kullanım için ortak üretime kadar, komünizm, mülkiyet ve onun şiddetle dayatılan hakkı geriledikçe ilerler. 1.1-Devlet silahsızlandırıldıkça devrim silahlanır. Ancak iktidardaki azınlık, ...

Trump Sonrası Şiir/Garry Bertholf-Walt Hunter

Resim
Çeviri: Tahsin Aladağ  Trump’tan sonra şiir yazmak barbarlıktır (bazıları bunu hâlâ tam olarak anlamadığımızı iddia etse de, çok sık alıntılanan ve derinden hissedilen bir özdeyişi kendi sözlerimle ifade edersem). Nitekim Alman filozof ve kültür teorisyeni Theodor Adorno bir zamanlar şu meşhur sözü söylemişti: “Auschwitz’den sonra şiir yazmak barbarlıktır.” Elbette, Adorno’nun bu sözleriyle tam olarak ne demek istediği konusunda çok mürekkep döküldü – ki Adorno’nun kendisi bile bu sözlerini kısmen geri çekmişti. Adorno’nun demek istediği, Auschwitz’den sonra şiirin (yani şiir olarak şiir) var olamayacağıdır; çünkü şiir, yerleşimci sömürgeciliği, köleliği, orta geçişi(afrika ve orta amerika arasında köle taşımak için kullanılmış atlantik okyanusu üzerindeki köle yolu), sözde “Manifest Destiny” ve milyonlarca yerli halkın soykırımı bir yana, Auschwitz’in aporisini üreten kültürün bir parçası, hatta suç ortağıydı. Dolayısıyla Adorno’ya göre şiir yeniden yaratılmalıydı. Bununla birlikt...

Rodez'den Mektuplar (2)/Antonin Artaud

Resim
Çeviri: Tibet Şahin  Rodez, 6. Oktober 1945 Sevgili Beyefendi, Size kurşun kalemle yazıyorum, çünkü mürekkebim kalmadı ve bana daha mürekkep vermiyorlar, tımarhanede yatan diğerleri mürekkep kaplarımı kitaplarımın ve manuskriptlerimin üstüne döküyorlar. Bir inisiasyon ve zevk gezisi, sonrasında soba başında okunacak bir kitapta anlatılmaya değecek bir gezi için Meksika’ya gittim, beni fikirlerimde takip edebilecek bir ırk bulma ümidiyle. Şayet şair ve oyuncuysam, şiirler yazmak veya sunmak için değil, onları yaşamak içindir. Bir şiiri alıntılıyorsam, alkışlanmak için değil, erkeklerin ve kadınların bedenlerinin, Bedenlerin diyelim, benimkiyle bir üstüstelik içinde titreştiğini ve savrulduğunu duyumsamak içindir, insan nasıl savrulunuyorsa öyle savrulmak, oturan Buddha’nın boğucu tefekkürlerinden, bacaklar açık, cinsel organ açık, ruha doğru, yani bütüncül şiirsel bir varlığın bedensel ve gerçek bir maddileşmesi içindir. İstediğim, François Villon’nun, Charles Baudelaire’in, Edgar P...