Kayıtlar

Rodez'den Mektuplar (1)/Antonin Artaud

Resim
Almancadan çeviren: Tibet Şahin  Rodez, 22 Kasım 1945 Sevgili dostum , Jabberwocky’yi çevirmedim . Metinden bir fragmanı çevirmeyi denerken canım sıkıldı. Bu şiiri bugüne kadar hiç sevmemiştim, bana halen daha sanatlaştırılmış bir çocuksuluk gibi geliyor; ben öne atılan şiirleri seviyorum, aranan dilleri değil. Okurken veya yazarken ruhumun nasıl gerildiğini hissetmek istiyorum, aynı Baudelaire’in “Aaas”ı, “Şehit”i ve “Kythera’ya yolculuk”u gibi. Yüzeysel şiir ve dilleri sevmiyorum, mutlu saatleri, zekânın zaferini içime çekmeyi sevmiyorum, bu zekâ kıç deliğinin üstüne dayansa da, ona bir kalp ve ruh bahşetmeden. Kıç deliği hep korkunçluk demektir, ve bir insanın kendisini parçalamadan dışkısını kaybetmesine izin vermiyorum, ve ruhunu kaybetmeden, ve Jabberwocky’de bir ruh yoktur. Edgar Poe ve Baudelaire gibi ruhun tetanozu olmayan veya ruhun tetanozundan gelmeyen hiçbir şey hakiki değildir ve şiir sayılamaz. Jabberwocky bir hadımın, bir tür hibrid erdişinin eseridir, içinden yazıl...

Sade-Pasolini/Roland Barthes

Resim
 "SALÒ faşistleri memnun etmez. Zaten bazılarımız da Sade’ı oldukça değerli bir miras olarak kabul ettiği için “Sade’ın faşizmle ne alakası var?” diye sorarız. Nitekim, arda kalan faşist ve Sadecı olmayanlar ise Sade’ı sıkıcı bulmak gibi katı ve kolay bir düstur edinmişlerdir. Bu yüzden de Pasolini’nin filmine kimse riayet etmez. Yine de, film alenen bizi bir yerlerden yakalar. Peki nereden?" Sade-Pasolini/Roland Barthes Barbar Okumalar, Mart 2026  Yayına Hazırlayan: Barbarları Beklerken Sanat Kolektifi  Editör: Dolunay Aker  Çeviri: Burak Bayülgen  Kapak Tasarım: Kübra Türkiliş iletişim: barbarlaribeklerken@gmail.com web: yeniolaniyap.blogspot.com https://www.nadirkitap.com/sade-pasolini-booklet-roland-barthes-kitap46376700.html?utm_source

Barbarları Beklerken (11.25//02.26)

Resim
Büyük Edebiyat'la bir sorunumuz var. Büyük Edebiyat'ı tanımıyoruz. Biz yerliler arasında dolaşan, o barbar'ın edebiyatını tanıyoruz.  Büyük Edebiyat; klasörler arasına gizlenmiş, şairleri yazarları izleyen büyük edebiyat, kutsal saydığı her şeyin etrafında ödüller dağıtan, sermaye ağlarını kontrol eden, iktidarın kan kardeşi büyük edebiyat, bizim düşmanımızdır. Elbette ki ona da Brecht'ten mülhem iyi bir düşmana davrandığımız gibi davranacağız. Güzel ve iyi tüfeklerle. Büyük Edebiyat'ın bir de küçük öykücüleri vardır. Klonlanmış, kopyalamaya teşne, gerçekle asla yüzleşmeyi göze alamayan, sabahtan akşama kadar muhalif sözcükleri arka arkaya sıralayıp fakat tek bir gerçek cümleye yenilen küçük öykücüler gerçek bir itirazla karşılaştıklarında tabii ki Büyük Edebiyat'a sarılacaklardır. Büyük Edebiyat'ın vitrinlerinde Cortazar, Borges, Perec vb. isimleri görebilirsiniz. Gerçek şu ki onlar gerçekten bir vitrine ihtiyaç duymadan büyük olmayı başarabilmiş gerçek dos...

Sinemanın Durumu/Samimi Bir Dilin Yansımaları-Claudio Pazienza

Resim
Çeviri: Burak Bayülgen  Şairler haykırdığı zaman bir şeylerin ters gittiğini bilirim. Ve zaten bir şeyler ters gidiyor. - Jonas Mekas 1. Aşık olduğumda dilim bir zambağın yaprakları kadar hassaslaşır. Köşeye kıstırıldığında, dilim -dilimiz- tutulur, şiirsel coşkusunu, cazibesini yitirir. Tüm diller değişime, tarihin sarsıntılarına tabidir. Bazı diller bizi sıkıca, tıpkı bir deli gömleği gibi sarar. Bazıları bizi yüceltir. Tüm diller doğası gereği düşünceyi aktarır. Sözcüklerimiz, düşünme biçimlerimiz biz farkına varmadan elimizden alınır. Tıpkı radikallik sözcüğü gibi. Bir şairin ya da yönetmenin radikalliği gibi. Dil bir sismograftır, zamanın, zamanımızın ruhunu ölçer. Şairler ifade biçimlerinden ötürü zamanın dışında mıdırlar? Yoksa zamanla, kendi zamanlarıyla çevrili olduklarından ötürü mü bu denli bozguncudurlar?  “Şiir nedir?” sorusuna deneme yazarı ve şair Annie Le Brun basit ve şaşırtıcı bir şekilde “şiir bir varoluş biçimidir” diye yanıt verir. Orada olmaktır. Dik du...

Guy Debord'un Öğretileri/Vincent Kaufmann

Resim
Çeviri: Kader  Guy Debord’un entelektüel mirası nedir? Burada gerçekten bir mirastan söz edilebilir mi? Bu soru, Debord’un da birçoklarının olduğu gibi akademik müfredatların parçası hâline gelen bir Fransız entelektüeli haline geldiğini ima etmeye eğilimlidir; veyahut onun, incelikli kavramlarla dolu bir düşünsel külliyat ortaya koyarak saygıdeğer yorumlara konu olmayı hak eden bir yazar olarak kendini kabul ettirdiğine işaret eder. Oysa birçok nedenden ötürü, durum pek de böyle değildir. Debord’u —hangi “entelektüel” modeli ölçüt alınırsa alınsın— bir Fransız entelektüeli olarak görmek pek mümkün değildir. Dolayısıyla yanıt, aslında Debord’un hiçbir miras bırakmadığıyla ilgili olabilir. En azından Debord, tanınmış entelektüellerin çoğu gibi davranmamıştır: ne “entelektüel çevre”nin bir parçası olmaya çalışmış, ne de sözde eşitleri tarafından tanınma peşinde olmuştur. Onlar hakkında sessiz kalmış, neredeyse istisnasız bir şekilde onları küçümsemiş, Sartre’dan ise olabildiğince açı...

Mayakovsky/Frank O'hara

Resim
Çeviri: Tahsin Aladağ  1 Kalbim çarpıyor! Dikiliyorum küvette ağlayarak. Anne, anne kimim ben? Eğer o bir kere geri gelirse ve beni yüzümden öperse pürüzlü saçı okşarsa şakağımı, zonkluyor! o zaman giyebilirim elbiselerimi Sanırım, ve yürüyebilirim sokakları. 2 Seni seviyorum. Seni seviyorum, ama dizelerime dönüyorum  ve kapanıyor kalbim bir yumruk gibi. Kelimeler! Hasta olun benim hasta olduğum gibi, bayılın devirin gözlerinizi, bir havuz ve dikeceğim gözlerimi yaralı güzelliğime ki o en iyi ihtimalle bir yetenektir  şiir için. Memnun edemez, büyüleyemez veya kazanamaz nasıl şair! ve berrak su kalın kafasında kanlı darbelerle. Kucaklıyorum bir bulutu, ama süzüldüğümde yağmur yağdı. 3 Komik bu! göğsümde kan var ah evet, tuğlalar taşıyordum kopmak için ne garip yer! ve şimdi yağmur yağıyor tuba ağacına ben çıkarken pencere pervazına altımdaki raylar isli ve koşmak tutkusuyla ışıltıyor atlıyorum yapraklara, deniz gibi yeşil 4 Şimdi sessizce bekliyorum kişiliğimin felaketini...

Köprüleri ve Tünelleri Kapatanlara Od/Sam Sax

Resim
öğret bize devinim olabileceğini durağanlıkta. trafiğin her kırık hecesinde siz acı çekerken hepimiz rahatsız olacağız diyen bir müfredat- bırakın her zamanki gibi damıtalım işleri ışık yiyen bir ağacın hızına  kadar. her zamanki gibi, işler inşa edilmiştir  yük trenlerinden ve savaş gemilerinden “yalnızca kahve” olduğunda bile bu köprüler yalnızca yaşayanları bağlamalı, ki yaşayanlar döndüğünde  tekrar ölüme tapmaya plastiklerin ve kırmızı etlerin  risk sermayesinin galalarına teslimatını  yavaşlatma vaktidir. tanrılarımızı reddetmenin eğer onlar bize öğreten tanrılar değilse topraktan gelen her her şeyin  ona kutlu geri döndüğünü- bildiğim en kutsal kelime hayır. paranın bitimsiz boğazı için daha fazla paraya hayır. sonsuz acıya  izin veren tasımlara hayır artık. hayır artık. ve sekizinci gününde  işgalle dövüşen insanları temsil etmesi  gereken bir bayramın öğretmenlerim bir damla yağı bir haftalık  ışığa esneten öğretmenlerim  k...