Barbarları Beklerken: Hem devletin resmî ideolojisini sahiplenip hem de Kaypakkaya anılabilir mi? Şiir, şair ve politik merhale açısından şairlerin ideolojik sefaleti hakkında ne düşünüyorsun? Soruyu biraz daha genişletelim. Hem Sinan Cemgil'i anıp hem de 23 Nisan güzellemesi yapılabilir mi? Ayrıca sol gelenek içinde kendini gösterip ama sağ tandanslı dergilerle, yayınevleri ve devleti ricalı almış yayınlarla ilişki kuran ve onların işbirlikçisi oportünist şairler hakkında fikrin nedir?
Önder Karataş: Resmî ideoloji, salt şairlerin sırtına yıkılacak bir yük olmasa da; dönüp dolaşıp, şairin “şiir öncesi” varlığına geliyoruz.
Şair ve şiir, memleketin sınıfları içerisinde çoğunlukla “aklı evvel” bir yerde durur.
Daha ilk çağlarda, büyücülerin sözcükleri “şair ve şiir” kavramının öncülü gibi görünse de işin aslı öyle değildir. Tabii ki, günün aslı “tarih öncesi” varsayımlar ve söylentiler üzerinden anlaşılamaz. Tarih, gün ve geleceği kronolojik olmayan düzlemde anlamanın “tarihsel materyalist” imkânlarıyla ideoloji ile birleşir.
Bunca karmaşa içerinde, herhangi bir şairin “sınıfsal aidiyet durumu” dışarıda tutulursa saf bir şiirde yer tutması veya yetenekleri çerçevesinde söylem yaratması elbette ki bir anlama gelir!
Günümüzde çoğunlukla şairlerin siyaset ile ilişkisi seçmen listelerinde durmaktan ibaret bir hal almışken, örneğin; 40 kuşağı şairleriyle karşılaştırılamayacak kadar o kuşaktan uzaktır. Öncelikle 40 kuşağı şiirden fazlasıdır.
Mihail Bahtin’den yola çıkacak olursak; hiçbir şeyin sorumluluk altına alınmadığı koşullarda sanatın daha kolay olduğu biliniyor.
Günümüze ve coğrafyamıza dönecek olursak; Sinan Cemgil, İbrahim Kaypakkaya’yı değil anmak, anlamak ve düşünmek şiirin veya şairin güncel sorunu olmaktan epey uzaktır.
Bu durumu nasıl anlayalım?
Genel kabulleri ideolojik bir arıza olarak görelim. Zira estetik kavramı, ideolojinin sağladığı zorlu alanda da değişir. Hayat, epey karmaşık genişlik ve sınırlar biçiminde yaşanırken değil şair, devrimci de bu duruma kayıtsız kalamaz.
Zor ve doğruyu anlayan şair estetiğe bunu dahil eder.
İbrahim de Sinan da genel kabulün değil zorun imgesidir!
Şiir ve şair bunu anlamalıdır.
