Çeviri: Burak Bayülgen 1.Şiir Şiir ile devrim arasındaki kötü aşk hikâyesi genellikle bir zaman, zamanlama sorunu, bir zaman bolluğu ya da kıtlığı şeklinde gerçekleşir. Şiir, son kertede bir zaman kargaşası, “ilk” ve “son”, “eğer” ve “öyleyse” gibi tüm süslü imleçlerin reddi olduğu için, devrime ya çok geç ya da çok önce ulaşır, belki de her ikisidir. Şiir ya “henüz gerçekleşmemiş bir eylemin ilk yankısı”dır ya da “önemini kimsenin kavrayamadığı nihai bir şok dalgasıdır”. Ya sadece devrimde ölenlerin yararına bir mutluluk vaadidir ya da ondan yararlanabilecek olanların hepsi hapsedildikten, yaralandıkten, hatta ezildikten çok sonra tarihin gerçeğinin tescil edilmesidir. Bu anlamda şiir daima geç ya da erken gelen isyanın gerçeğini bahşeder, kendi cenazesini kaldırmak zorunda kalır ya da talihsiz direnişçilerine umutsuzca silahlara sarılmalarını emreder. Bu nedenle, uzun vadede şiir iki misli üzücü bir nesnedir; geç kalana geç kalır, erken gelene erken gelir. 2.Şair Ne yazık ki şai...