Çeviri: Burak Bayülgen
Yunan anarşist şair Katerina Gogou (1940-1993) 1946-49 yılları arasında süren Yunan İç Savaşı sırasında bir çocuktu. Savaş sürecindeki çocukluk anıları ölümünden sonra, tamamlanmamış şiirsel otobiyografisi My Name is Odyssey’de yayınlandı. Savaş monarşi yanlıları tarafından Çete Savaşı olarak adlandırıldı.
“Çete savaşı”
Aaaaaaaaa! Bu bir çete savaşı.
Yuuuuunanlar koca şapkalı, bilirim, ona kep derler.
Geniş, koooocaman, uzun paltolar ve kabanlar, ceplerinde silahlar, belki içinde daha da fazlası. Elleri ceplerinde diğer Yunanlıları vurdular ve hızlıca uzaklaştılar, sanki aceleleri vardı ya da birisi tarafından kovalanıyorlardı.
İstedim -izin vermediler, öyle dediler- dışarı çıkmayı. Dışarıda olmayı. Orayı istedim. “Yasak” olanı.
Köşemizde, Lambrou Katsoni ve Boukouvalla, öbek öbek yenmiş kediler ve açlıktan ölmüş cesetler -onlara çöp derler- aileler ve çocuklar.
Camdan bakınca görüyorum, bir kurşun sol el avucuma isabet ediyor, kan ve çöp soluklanıyor. Annem mutfakta ve babamın nerede olduğunu bile bilmiyorum, kapıyı açıyorum ve çöpe gidiyorum.
Ve orada gördüm -umurumda bile değil inanmasanız da- hayatımda gördüğüm en güzel adamı. Kamufle, elinde makineli tüfek, kısa sarı sakalı ve uzun sarı saçları. Gözlerinin… ne renk olduğunu söylemek güç. İsa’ya benziyordu yahut İsa’ydı. “Kaç küçük kız, kaç” dedi bana, “buradan uzaklara. Öldürecekler beni”.
Derin bir nefes aldım hızlıca kaçmak için.
“Eğil de bir öpeyim seni”, dedi bana.
Ama artık zaten eve vardım.
İlk ve son kez sevdiğim adam bir şehir gerillasıydı”
