Rodez'den Mektuplar (1)/Antonin Artaud

Almancadan çeviren: Tibet Şahin 


Rodez, 22 Kasım 1945


Sevgili dostum ,


Jabberwocky’yi çevirmedim . Metinden bir fragmanı çevirmeyi denerken canım sıkıldı. Bu şiiri bugüne kadar hiç sevmemiştim, bana halen daha sanatlaştırılmış bir çocuksuluk gibi geliyor; ben öne atılan şiirleri seviyorum, aranan dilleri değil. Okurken veya yazarken ruhumun nasıl gerildiğini hissetmek istiyorum, aynı Baudelaire’in “Aaas”ı, “Şehit”i ve “Kythera’ya yolculuk”u gibi. Yüzeysel şiir ve dilleri sevmiyorum, mutlu saatleri, zekânın zaferini içime çekmeyi sevmiyorum, bu zekâ kıç deliğinin üstüne dayansa da, ona bir kalp ve ruh bahşetmeden. Kıç deliği hep korkunçluk demektir, ve bir insanın kendisini parçalamadan dışkısını kaybetmesine izin vermiyorum, ve ruhunu kaybetmeden, ve Jabberwocky’de bir ruh yoktur. Edgar Poe ve Baudelaire gibi ruhun tetanozu olmayan veya ruhun tetanozundan gelmeyen hiçbir şey hakiki değildir ve şiir sayılamaz. Jabberwocky bir hadımın, bir tür hibrid erdişinin eseridir, içinden yazılı bir şeyler meydana çıksın diye bilincini öğüterek ezmiştir, öte yandan Baudelaire’de dil yitiminin (Afazi) veya belden aşağı felcin (paraplegie) kabuğu meydana çıkar, Edgar Poe’da mukoza zarı siyanür asidi gibi, alkoli asidi gibi meydana çıkar, zehirlenmeye ve delirmeye dek. Şayet Edgar Poe bir sabah Baltimore’da bir kaldırım köşesinde ölü bulunduysa, bu suçun alkolde olduğu bir Delirium tremens krizinden değil, onun dehasından nefret eden ve şiirinden hiçbir şey bilmek istemeyen birkaç tane it köpek onu zehirlediğindendir, onun yaşamını engellemek için, onun mısralarında kendini gösteren alışılmadık, müthiş merhemi ilan etmek için. Onun dili icat edilebilirdir ve saf dil gramer-dışı bir manada konuşturulabilir, ancak bu mana kendiliğinden geçerli olmak zorundadır, yani, bir korkudan kaynaklanmalıdır,- korkudan, acının bu eski hizmetkârından, gömülü demir tasmalı cinsiyetten, bu mısraları hastalığından çıkartan: Unutulmayı kaldıramayan varlıktan. Jabberwocky entelektüelcesine semirmek istemiş bir çıkarcının eseridir, şöyle okkalı bir sofrada semirip bir de başkalarının acılarında semirmek ister. Bunu onun şiirinde daha önce hiç kimse görüp de demedi. Ama ben kendim hissettiğimden söylüyorum bunu.  Varlığın bokunu ve dilini kazarsanız, şiir kokuşmak zorundadır, ve Jabberwocky öyle bir şiirdir ki, yazarı onu her büyük şairin içine daldığı acının rahimsi varlığında bırakmaktan korumuştur, şayet oraya, aşağıya, inerse, kokuşur. Jaberwocky’de boksu (fekal) pasajlar vardır, ancak bunlar kendini beğenmiş bir İngiliz’in bokluğudur, kendi içerisinde ayıp olanı yanan damga demiriyle küçük delikler gibi tarar, bir tür ayıplık kerpesi gibi, ki ayıp olmaktan korurdu kendisini, şu kendini beğenmiş, dil yitiminin son evresindeki Baudelaire gibi, siyanür veya siyankali inmesinden dolayı bir sabah ölüsü bulunan rögar deliğinin üstündeki Edgar Poe gibi. Jabberwocky kendi eserini yazmadan önce ona katlanmak istemeyen bir korkağın eseridir, ve bu apaçık görülüyor. O iyi yiyen bir insanın eseridir, yazdıklarında bu hissedilir. Ben açların, hastaların, paryaların, zehirlenmişlerin şiirlerini severim: François Villon, Charles Baudelaire, Gerard de Nerval, ve dilin acı çektirdiklerinin şiirlerini severim, yazılarında sonda duran, ve sona ve yazılmışa dair bilinçlerini ve bilimlerini daha iyi ortaya koyabilmek için kendilerini sanki kaybolmuş gibi gösterenlerin değil. Kaybolmuşlar bunu bilmezler, acı ve dehşetten öğürüp böğürürler. Dilden ve yasalarından vazgeçmek, yalnız onu döndürmek ve ışıltının cinsî etini ifşa etmek için, ışıltıdan çıkacak ruhun tohumsu dişe gelirliği ve bilinçdışının yaygarası, bu vazgeçiş iyi ve güzel; ancak yalnız bir şart altında, o da cinsin kendisini isyan eden, keskin, çıplak, rahimsel, ve aynı zamanda acınası, naif, lanetinden şaşkına dönmüş bir orgazm olarak anlaması ve çıkacak işin fakirliğin zaferi gibi bir izlenim uyandırmaması- ki öyle işlerde tarz, harmonisizliklerinin tüm köşelerinden semirmiş ruhun ruhubetince kokuşur, çünkü herifçioğlu iyi semirmiştir, ve fakirliği de, Jabberwocky’de olduğu gibi, mukoza destekleyici ek besin gibi masaya konur. İyi hazırlanmış yemekler gibi değil, fakirlik gibi kokan şiirleri seviyorum. Ve Jabberwocky’ye karşı bir meselem daha var. Çünkü bayağı bir yıldır Allah bilir hangi donmuş ve ne melem gerekliliklerin mezardan çıkarılması yoluyla dilin içsel tüketilmesi ve yenilip yutulması fikri gezmekte kafamda. 1934 senesinde bu niyetle Fransızca olmayan, hangi milliyete mensup olursa olsun herkesin okuyabileceği bir kitap yazdım. Bu kitap maalesef kayıplara karıştı. Çok az baskısı yapılmıştı, ancak polisin, kilisenin, yönetimin ve insanların iğrenç etkileri kitabı kaybetmek için teyakkuza geçti, bundan geriye, bende olmayan, ancak gönül kızlarımdan birinde olan bir nüshası kaldı: O kitap bugün Catherine Chilé’dedir. Kendisi 1934 yılında Saint-Jacques’daki hastanede hemşirelik yapıp tıp diplomasına hazırlanıyordu. Onu hiç durmadan kendi etrafımda görüyorum, ve şu an Rodez’e varmak için imkânsızı gerçekleştirdiğini biliyorum, ancak nerede olduğunu, yani bana olan yolculuğunda ne kadar ileri gittiğini artık tam bilemiyorum. Bunun size roman gibi geleceğini sanmıyorum, neticede etrafıma üşüşen katil ruhları sürüsünden haberdarsınız, beni işimden, sizi, sizi de varolmaktan alıkoymaya çalışan katil ruhlar. 


Bu mektubu, André Breton’un kesinlikle büyük bir mutlulukla bundan yirmibeş yıl önce La Révolution Surréaliste’de yayınlamaya can atacağı bu mektubu yayınlamanızı rica ediyorum. Kendisi bugün bir skandal daha yapmayacak, ancak onun fikirlerinin zayıf olduğunu ve Jabberwocky’ye dokunmak için benden başka kalibrede birinin lazım geleceğini ima edecek yeterli büyücülüğün havada gezip de milletin aklına girdiğini biliyorum. Ancak bir okuyucunun posthum eserlerimi (yalnızca bir düşünün!) birkaç yıl içinde anlayacağından eminim- çünkü bir mevzuyu uygunca yargılayabilmek için zamansal mesafe veya bombalalar gereklidir. 

Letura d’Eprahi Falli Tetar Fendi Photia o Fotre Indi  gibi bir kitap yazdığımdan dolayı, altında sizin de benim kadar eziyet çektiğiniz çağımız toplumunun bana yalnızca başka bir kitabı  kendi imitasyonuna çevirmek özgürlüğünü vermesini artık kabul edemem. Çünkü Jabberwocky yalnızca benim tarafımdan yazılmış, kaybettirilmiş ve artık içerisinde ne olduğunu bilemediğim bir eserin şekerlenmiş ve şivesizleşmiş bir çalıntısıdır.


Aşağıda bu önceki kitaba benzeyebilecek bazı dil denemelerini koyuyorum. Bu şiirler yalnız tonlanarak, okuyucunun anlaması ve üstüne düşünebilmesi için kendi bulması gereken bir ritimle okunabilir:


Ratara ratara ratara

Atara tatara rana


Otara otara katara

Otara ratara kana


Ortura ortura konara

Kokona kokona koma


Kurbura kurbura kurbura

Kurbata kurbata keyna


Pesti anti pestantum putara

Pest anti pestantum putara


Ancak bir vuruşta sarfedilirse bir şeye yarar bu şiir; hece hece okunursa hiçbir halt etmez, burayaa yazılınca hiçbir şey demez ve külden ibarettir; yazılanın yaşayabilmesi için, bu kitapta ve kaybolmuş olan başka bir elemente ihtiyacı vardır. 

Bunu takip eden olaylar tüm bunları açığa kavuşturacaktır.






Bu blogdaki popüler yayınlar

''Gerçek Hayatın Kara Panter Partisi'ne Bağlı''

Uyuyan Güzel ve Kitleler – Fanon'un Sömürge Sonrası Döneme İlişkin Sınıf Analizi/Sam Chian

Bir Ayaklanma İçin Talimatlar